Prof. Dr. Şenol Babuşcu
- Ziraat Bankası (E) Genel Müdür Yardımcısı
- Halkbank (E) Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi
- Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı
Regülatif davalar, adli ekonometri, konkordato ve değerleme süreçleri için akademik kurul destekli bağımsız uzman görüşü.
Bankacılık ve akademi alanlarında köklü tecrübeye sahip isimlerden oluşan kurulumuz ile her vakaya yenilikçi ve özgün çözümler sunuyoruz.
SPK, Rekabet Kurumu, BDDK ve diğer idari otoritelerin cezalarına karşı açılacak iptal davalarında; ekonometrik hesaplamaları, hukuki ve bilimsel savunmaları içeren nitelikli uzman görüşü raporları sunuyoruz.
İşçi ve kredi alacakları, alacağın temliki, şirket ortaklıktan çıkarma payları ve kâr mahrumiyeti davalarında; mahkemeler ve tahkim heyetlerine sunulmak üzere bilimsel ve matematiksel hesaplama raporları hazırlıyoruz.
5411 s. Kanun Geçici 32. maddesi çerçevesinde mali borçların yapılandırılması ve İİK kapsamında konkordato projelerinin ekonometrik modellenmesi, nakit akış yönetimi ve banka müzakereleri süreç yönetimi.
Hukuki yargılamalara, mal rejimi tasfiyelerine veya şirket birleşmelerine esas teşkil edecek şekilde; menkul, gayrimenkul ve fikri mülkiyet varlıklarının uluslararası standartlarda (IVS) adil ve bilimsel değerlemesi.
Aşağıdaki vakalar; müvekkil onayı ve gizlilik esasları çerçevesinde anonimleştirilmiştir. Taraf, kurum, dosya ve tutar bilgileri çıkarılmış; yalnızca uyguladığımız bilimsel yöntem ve ulaştığımız bulgular paylaşılmıştır.
Ortaklıktan ayrılma ve alacakların tespiti sürecinde; bir şirketin farklı illerdeki gayrimenkullerine ilişkin mahkeme bilirkişi raporlarının, varlıkları ve dolayısıyla şirket sermayesini olması gerekenden yüksek gösterdiği iddiası.
Raporlar, Uluslararası Değerleme Standartları (IVS) ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde incelenmiştir. En kritik bulgu, spekülatif “ilan fiyatlarının” gerçek piyasa verisi gibi kabul edilmesi ve içtihatların işaret ettiği Yİ-ÜFE yerine TÜFE ile güncellenmesi suretiyle çifte metodolojik hata yapılmış olmasıdır. Ayrıca şerefiye, yıpranma payı, kamulaştırma ile ortaklık ve şerh etkilerinin keyfî veya eksik uygulandığı tespit edilmiştir.
Değerlerin sistematik olarak yüksek belirlendiği; bunun şirket sermayesini olduğundan büyük gösterdiği ve müvekkil aleyhine sonuç doğurduğu bilimsel olarak ortaya konuldu.
Borsada işlem gören bir şirketin hisselerinde “organize manipülasyon” ve yatırımcılar arasında “finansal bağ” bulunduğu iddiasıyla yürütülen SPK incelemesi. İddialar, ağırlıklı olarak tanımlayıcı istatistiklere (işlem adedi, tutar ve oranların yan yana getirilmesine) dayandırılmıştı.
Tanımlayıcı göstergelerle yetinilmeyerek çok değişkenli ekonometrik modeller ve zaman serisi analizleri kullanılmıştır. Gecikmeli (lagged) regresyonla, hesaba giren paranın sonraki günlerin alımlarını anlamlı biçimde artırıp artırmadığı test edilmiş; katsayının istatistiksel olarak anlamsız çıkması (yüksek p-değeri) “finansal bağ” bulunmadığını ortaya koymuştur. “Diğerleri = Grup − ilgili kişi” ayrıştırması yoluyla, eşzamanlı işlemlerin koordinasyon değil kamuya açık bilgiye rasyonel tepki olabileceği gösterilmiştir (Aggarwal & Wu, 2006; Bikhchandani & Sharma, 2000).
“Birlikte hareket” ve “fonlama” iddialarının zamanlama ve nedensellik bakımından verilerle desteklenmediği bilimsel olarak gösterildi.
Nitelikli yatırımcılara sunulan hisse senedi yoğun bir serbest fonun; aşırı ve kaldıraçlı risk aldığı, yatırımcıyı yeterince bilgilendirmediği ve zarara uğrattığı iddiası.
Fonun performansı, benzer kategorideki fonlar ve BIST endeksleriyle karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir; belirli dönemlerde piyasa ortalamasının altında kalındığı, kredi faizi giderlerinin olağandışı yükseldiği ve kaldıraçlı pozisyonların fon stratejisiyle uyumsuz olduğu sayısal olarak ortaya konulmuştur. Saklayıcı kuruluşun risk ve raporlama açıklarını zamanında tespit ve bildirim yükümlülüğü ile yöneticinin SPK kapsamındaki şeffaflık, özen ve sadakat yükümlülükleri değerlendirilmiştir (6362 s. Kanun, III-52.1 Tebliği).
Fonun stratejik tercihleri ve raporlama eksiklikleri ile yatırımcı zararı arasında doğrudan veya dolaylı nedensellik bağı bulunduğu kanaatine varıldı.
Finansal darboğaz nedeniyle konkordato sürecine giren üretim ve ticaret odaklı büyük ölçekli bir şirketin, kesin mühlet aşamasında sunduğu borç tasfiye projesinin gerçekçi ve uygulanabilir olup olmadığının tartışılması. Alacaklı kurumsal yapılar ve mahkeme heyeti nezdinde; şirketin mevcut karlılık yapısının ve operasyonel nakit yaratma gücünün, konkordato projesindeki vadeli ödeme takvimini karşılamaya yetmeyeceği yönündeki iddialar ve itirazlar.
Şirket faaliyetlerinin devamının olası bir iflas senaryosuna kıyasla alacaklı tahsilat oranını yükseltebileceği; mevcut kârlılık eğilimi ve nakit akış projeksiyonlarının revize ödeme planını desteklediği bilimsel verilerle ortaya konularak mahkeme değerlendirmesine sunuldu.
Şirketin geçmiş ve güncel finansal performansı, likidite rasyoları (cari oran, asit-test oranı) ve operasyonel kârlılık (FAVÖK / EBITDA) seviyeleri finansal ekonometri yöntemleriyle analiz edilmiştir. Faaliyetlerin devamı ve olası durma senaryoları, işletmenin sürekliliği ilkesi altında karşılaştırmalı olarak modellenmiştir. Revize konkordato projesinin gelecek beş yıllık nakit akış projeksiyonları dinamik finansal simülasyonlara ve stres testlerine tabi tutulmuş; operasyonel nakit üretim kapasitesinin farklı senaryolarda ödeme takvimini karşılama gücü sayısal verilerle raporlanmıştır.
* Yukarıdaki vaka özetleri temsilîdir ve gizlilik gereği anonimleştirilmiştir; gerçek taraf, tutar ve dosya bilgilerini içermez.